GAGA inşaat maceraları

Ege Kayacan’ın (pek de ilginç olmayan) Özellikleri

1)      Dinlediğim şarkıların hit olup olmayacağını anlama yeteneğimin herhangi bir geri dönüşü olmadı…

2)      Elektronik alet edevatın bütün özelliklerini kullanma çabamı bugüne kadar hiç takdir edilmedi…

3)      Yalan söyleyen adamı anında değil üzerinden belli bir süre geçtikten sonra (yine de yalanı ortaya çıkmadan) anlama özelliğim fark edilmedi…

Garnet Hertz

Garnet Hertz

Hayatımı dolu dolu yaşıyorum…

Oldcity… 18 Ocak…

Oldcity… 18 Ocak…

Çocuk Yetiştirmede Yeni Yaklaşımlar

- Baba kar yiyebilir miyim?

- Hayır kızım…

- Birazcık yiyebilir miyim?

- Peki…

- Çok yiyebilir miyim?

- Tamam…

Yarınlar bizim…

Veda bölümünü çektik…

Veda bölümünü çektik…

Kelime Oyunu’nda 8800 yaptım… Çok az kopyayla hem de. Bu arada İhsan Bey kadar beyefendisi yok memlekette!

Kelime Oyunu’nda 8800 yaptım… Çok az kopyayla hem de. Bu arada İhsan Bey kadar beyefendisi yok memlekette!

23 Kasım 2011 / Old City Comedy Club
Yeni sahne şahane…

23 Kasım 2011 / Old City Comedy Club

Yeni sahne şahane…

Uçan Mal

Panora’daki oyuncaklara götürdüm Alin’i sabah…

Bu jetonlu oyuncaklar biliyorsunuzdur belki biraz tırt… Tin tin müzik eşliğinde bir takım yavan devinimler. Ben de çocuk sıkılır diye ilave eğlenceler katmaya çalışıyorum. Yakalamalar falan… (hemen belirteyim böyle bir talep yok aslında.)

Dönen salıncaklara bindi. O dönüyor, ben de her yanımdan her geçişinde şakalar yapıyorum falan… Bir ara önündeki boş salıncağı yakalamaya çalıştığını fark ettim. Fedakar bir baba olarak eğilip öndeki salıncağı yakaladım, Alin’e yaklaştırdım. Kızcağız eşşek kadar babasının ne tip bir coşkuyla böylesine bir harekete giriştiğini düşündüğü için olsa gerek itilen salıncağı yakalayamadı.

Benim çekiştirmem yüzünden boş salıncak Alin’in salıncağına çarpmaya başladı… Alin de korkuyla bana bakmaya başladı. Yine fedakar bir baba olarak uzanıp boş salıncağı durdurmaya çalıştım.

Lunapark kuralları bir yana, fizik kurallarını da hiçe saydığım için salıncağı tuttuğumda duracağını sanıyordum. Ancak durmadı…

Bir baba olarak salıncağın tekrar kızıma çarpmasına izin veremeyeceğim ben de bırakmadım…

Kısacası salıncak dönmeye, ben de tutmaya devam ettim…

Bu arada alet beni çekti, etraftaki güvenlik bariyerinin üzerine savurdu… Bariyerle birlikte gürültüyle yere devrildik! O yerde kaldı, ben üzerinden sürüklenip salıncağın döngüsüne girdim. Tin tin müzik, kızımın çığlıklarına karışırken, salıncaklar kafama çarpa çarpa etrafımda toplanırken ve tam anlamıyla yerde sürünerek yarım tur kadar atmışken alet durduruldu.

Yerdeydim, salıncaklar kafama çarpmaya devam ediyordu ama ben hala salıncağı bırakmamıştım. Bir de gıkım çıkmamıştı. Ne bağırma ne küfür. Alin daha çok korkmasın diye herhalde… “Baba iyi misin? İyi misin?” diye ağlayan kızımı kucağıma alıp kaçarcasına uzaklaştım.

Bütün bunlar o kadar kısa süre içinde oldu ki, bu büyük rezalet hak ettiği kadar geniş bir izleyici kitlesine ulaşamadı. Ben pişkinim de, babasından utanmaya beş yaşında başlamak Alin için büyük bir travma olacaktı.

Şu an kafam şiş… Burkulan bileğim ağrıyor. Dizimde yara var! Bir de yıllarca geçmeyecek utanç!

Tek jetonla rekor kırmak böyle bir şey işte!