4 Mevsim Moda Rehberi

Tipime bakan ihtimal vermez ama erkek modası hakkında çok uzun zamandır bazı fikirler olgunlaştırıyorum.  Temelde bazı markalara ağırlık vermeye dayanan, bir takım katı prensipler oturttum. Aynaya bakma ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmaya yaklaştım.

Vitrinlerde kafanızı karıştıran, “acaba” dedirten şeylerle karşılaşabilirsiniz… Ama benim yaptığımı yaparsanız mağazaları ne istediğini bilen bir adam olarak gezme şansınız var.

Neyin şık olduğuna bizim için birileri karar veriyor zaten, bizim yapmamız gereken sadece neye hayır diyeceğimizi bilmek:

Diz altı şort: Pehlivan ya da mandıra görevlisi değilseniz şort boyu bellidir… Gelgelelim (muhafazakârlaşmanın bir sonucu mu, bilemiyorum) erkek şort boyları son on yıl içinde giderek uzadı. Bunun yanında, söylemek belki gereksiz olacak ama erkek bacak uzunluğu sabit kaldı. Diz kapağını kapatmakla başladı her şey… Sonrasında ayak bileğini kapatıp her nasılsa hala şort olmaya devam eden bir takım renkli modeller piyasaya sürüldü. Ardından bunların mayo olarak da kullanılması geldi. Belki de en başta böyle planlanmıştı, bilemiyorum ama sonuç olarak zıvanadan çıkıldı.

“Bence bana yakışıyor…” diyenler olabilir. Kimsenin kalbini kırmak istemem… Ama yakıştığını zannetmiyorum. (Bunu görmeden söyleyebilecek kadar düşüncemin arkasındayım.) Bu konuda aydınlanma yaşamadan önce ben de bunlardan giyiyordum. İki yaz önce plajdaki manzarayı fark ettiğimde üzerimdeydi. … (Üstünde kasetler olan şahane bir tane var… Bunu okuyan bir mandıra görevlisi varsa, hediye edebilirim.)

Yanlış anlama olmasın, erkek diz kapağı hastası da değilim. Ama plajlarda ve sokaklarda o eski şort anlayışı hâkim olduğunda ruhlarda da bir hafifleme olacak.

Esprili Tişört: Bir espriye kaç kere güleceğimizi düşünmeliyiz önce… Kendiniz tasarladıysanız bir şey diyemem. Bahsettiğim tişörtler seri üretim olanlar. Mesela “RAKI is the answer” tişörtü turistlerden başka kimseye yakışmıyor. Bodrum çarşısında sizi turist sanıyorlarsa giyebilirsiniz… (Bununla övünmek başka bir sıkıntı…)

Tabelacılık: Bir giysinin üzerindeki yazı ya da logo işaret parmağınızla kapatılmayacak kadar büyük olduğunda tabelacılık başlar… Giyim markaları dışındakiler sorun değil. Yani dana kadar “Mercedes” yazmasında sıkıntı yok, ama BOSS yazdığında dünyaya farklı bir mesaj vermiş oluyorsunuz. O mesajın tam olarak ne olduğunu somutlaştıramadım kafamda şu an… Siz bulacaksınız artık…)

Yine kimsenin kalbini kırmak istemiyorum… Dünyanın parasını vererek aldığınız GAP’leri giyerken keyfiniz kaçsın istemem… Ama inanın, iyi markalar çok bağırmadan da kendini belli ediyor zaten.

Kemerde yazı yazması konusuna girmek istemiyorum…

Eşofman: Bu konuda söylenecek bir şey yok. Eğer o an spor yapmıyorsanız… Lütfen… (spora gidiş ve spordan dönüş için 45 dakikalık makul bir zaman dilimi var…) Kimsenin kalbini kırmak istemediğim için daha fazla yazmıyorum…

Bu konu uzunmuş, bir kez daha dönmek lazım ileride… Ayakkabılara hiç giremedim bile… Ama post etmeden önce şu kadarcık girebiliriz: Ayak boyunu 1/3 oranında büyüten ayakkabılarla (kano da diyebiliriz ayakkabı yerine) hiçbir yere varamayacağız. 

  1. egekayacan bunu gönderdi